bedavaca # 03.09.2010 00:33:29 # 106 kez okundu.
Matriks 3 - Enter The Matrix Revolutions
1999’da Wachowski Kardeşler yapımcı Joel Silver’ın kendilerine inanıp yıllardır hayal ettikleri “The Matrix” filmini çekmelerine destek vermesinin sadece kendileri için değil, sinema (ve hatta insanlık) için de böyle büyük bir adım olacağını kestirmişler miydi bilmiyoruz. Ancak akıllarında iki şey vardı: Bu proje ya tutacak ve onları heyecanlandırdığı denli büyük bir sansasyon yaratacak ve daha o zaman planladıkları devam filmlerini çekebilecekler ya da harcanan para düşünüldüğünde, yönetmenlik kariyerleri tehlikeye girecek ve belki de tarihin çöplüğüne atılan onlarca yetenekli ama zamanında anlaşılamamış yönetmenler arasına katılacaklardı.
Hangisinin olduğunu çok iyi biliyorsunuz. “Matrix” artık bir efsane.“Matrix Revolutions”ın bu efsaneye eklenen son halka mı olacağını, yoksa onu yeni ufuklara mı taşıyacağını zamanla göreceğiz. Ancak Wachowskiler’in yaşamlarında yeni bir sayfa açtıkları ve “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesini yönetmeni Peter Jackson’la birlikte, yeni projeleri en çok merak edilen yönetmenler arasında oldukları kesin. “Matrix” ve “Matrix Reloaded”ın elde ettikleri gişe başarısı ve sinema tarihinde üzerine en fazla tartışma yaratılmış, en çok düşünce üretilmiş, akademiden başlayıp yılda bir-iki kez sinemaya giden/gidebilen kişilere kadar herkesin dikkat alanına girmeyi başarmış filmler oldukları düşünüldüğünde, karşımızda sinemanın sınırlarını çoktan aşmış bir olgunun olduğunu kabul etmek gerek. Bu durumda, geçtiğimiz Mayıs ayında vizyona giren “Matrix Reloaded”la birlikte tek bir film gibi çekilen “Matrix Revolutions”ın şimdiye kadar tanık olmadığımız bir merak ve heyecanla beklenmiş olması çok normal. Bu merakı beslemek adına, filmle ilgili bilgilerin kamudan sır gibi saklandığını biliyorsunuz. Biz de film izleme keyfini azaltmamak için, detaylara fazla girmeden, “Matrix Revolutions”a kısa bir bakış atmak istiyoruz: Wachowskiler’in sürekli olarak “Matrix”in “bütünleşme umudu” üzerine kurulmuş bir seri olduğunu söylemelerini ve seriyi “olanlar hakkındaki sınırlı bilgimizle olabilecekler hakkındaki sınırsız inancımızın sentezinden oluşan bir bütünlük” olarak tanımlamalarını düşünürsek ve tüm bunları filmin fragmanıyla birleştirirsek, “Matrix Revolutions”ta insanlar kadar makinelerin ve yapay zekânın da önemli olacağını tahmin edebiliriz. Keanu Reeves de seriyle ilgili bu tahminle örtüşecek şeyler söylüyor: “İlk filmde insanlarla makineler karşı karşıya geliyordu. Reloaded ve Revolutions’taysa yok edilme tehdidiyle karşı karşıya kalınca, ‘matrix’in içinde saklanmaya çalışan makineler tarafından üretilmiş bilgisayar programlarının bakış açısını görüyoruz. Aynı anda insanlar da tıpkı bu programlar gibi Zion’a saldıran makineler tarafından yok edilme tehdidiyle karşı karşıya. En sonunda makineler de benzer bir tehditle karşılaşınca insanlar, makineler ve bilgisayar programları hayatta kalabilmek için işbirliği yapmanın bir yolunu aramak zorunda kalıyorlar.” Bu sözlerden, rahatlıkla, “Revolutions”ta insan kimliği kadar, makine ve bilgisayar programı kimliklerinin de önemli olacağını, ilk filmde kurulup ikinci filmde yerle bir edilen gerçeklik/matrix zıtlaşmasından çok bu farklı kimliklerin ayakta kalabilmek için mücadelesinin öne çıkacağını kestirmek hiç de zor değil. İlk filmde yeni yeni tanış olduğumuz dünyanın, görkemli özel efektlerin ve de karizmatik karakterlerin desteğiyle hakim olan duygu hayranlıkken, bu filmde kurulan dünyaya dair inançlarımızı yıkan ikinci filmde hissettiğimiz daha çok boşluktu. Şimdiye kadar bize sunulan matrix evreninde yer alan diğer aktörlerin de (makineler ve bilgisayar programları) dahil olacağı büyük bir savaşa tanık olacağımız “Revolutions”ta bu duygu daha çok kaos olacak gibi gözüküyor.
Hatırlayacağınız gibi, ikinci filmde, Neo gerçek gücünün sınırlarına dair aydınlanmaya başlamış ve Mimar’la konuşmasından sonra, matrix dışı olarak bildiğimiz dünyada sentinellere hükmederek kafaları karıştırmıştı. Filmin finalinde Neo’yu, vücudu Ajan Smith tarafından ele geçirilmiş olan Bane’le yan yana şuursuz biçimde yatarken bırakmıştık (Aslında bu finali, son filmin iki yıldızlarının Neo ve Ajan Smith olacağını haber veren bir sahne olarak okumak mümkün.) “Revolutions”ta Neo, matrix’te elde ettiği güçleri ve seçilmiş kişi özelliklerini gerçek dünyada da kullanabilmesinin ardındaki gerçeği öğreniyor. İnsanların son umudu olan Zion şehrini kuşatmış olan makinelere karşı Zee ve Kid gibi yetenekli sivillerin de desteğini alan Zion ordusu karşı koymaya çalışıyor. Bu iki ordu arasındaki savaşın sinema tarihinin en özgün ve en gösterişli savaş sahnesi olacağı iddialarının havada uçuştuğunu da hatırlatmadan geçmeyelim. Bane’in vücudunda Zion’a sızan ve giderek güçlenen Ajan Smith artık iyice kontrolden çıkıyor ve direnişçilerle birlikte makinelerin hükümranlığını da tehdit etmeye başlıyor. Bu esnada Neo ve Trinity, şimdiye kadar hiç kimsenin cesaret edemediği bir şeye kalkışırlar ve Niobe’nin gemisini alarak çöle dönmüş yeryüzüne çıkıp makinelerin başkentine doğru yola koyuluyorlar. Dev bir metropolü andıran kente vardıklarında Neo, tüm bu düzenin ardındaki güçle karşı karşıya gelecek ve ona hızla kaçınılmaz gibi gözüken sona yaklaşan dünyayı kurtarmak için bir uzlaşma teklif edecektir. Bu kurtuluşun gerçekleşmesi için, son bir kez de olsa, Neo’nun Ajan Smith’in karşısına çıkması gerekecektir. Son filmde ilk iki filmde karşımıza çıkan kadronun büyük ölçüde korunduğunu söyleyebiliriz. Sadece, Kahin’i canlandıran Gloria Foster’ın ani ölümü nedeniyle bu karakterde farklı bir isim, Mary Alice çıkacak karşımıza. Hoş, Wachowski Kardeşler, ilk filmden itibaren, üçlemenin diğer filmlerinde Kahin’in görüntüsünü değiştirmeyi düşünmüşler, bundan son anda vazgeçmişlerdi. Bu beklenmedik gelişmeden sonra, ilk fikirlerine geri dönmek zorunda kaldılar. İkinci filmde, Kahin’in de aslında bir bilgisayar programı olabileceğini öğrendiğimizi düşünürsek, böyle bir görünüm değişikliğinin hiç de yadırgatıcı olmayacağını kestirebiliriz. İlk iki filmdeki görsel efekt zenginliğinin bu filmde de korunduğunu söylememize sanırız gerek yok. Her ne kadar “Revolutions”ın büyük bölümü, çölü andıran gerçek dünyada geçse de, 40 milyon dolara mal olan makinelerle insanların büyük savaşının gerçekleştiği sahnede ve Neo’nun Ajan Smith’le yağmur altındaki son dövüşünü izleyeceğimiz sekansta görsel efekt departmanının yöneticisi John Gaeta ve ekibi yine yeteneklerini konuşturmuş. İlk iki filmde rastlamadığımız kadar çok karakter ve yaratıkla karşılaşacağımız “Revolutions” için Gaeta şunları söylüyor: “Reloaded’ta Neo’nun uçması ya da Smith’le dövüşmesi gibi doğaüstü sahneler için gerçeküstü sanal sinematografinin olanaklarını geliştirmek için çalışmıştık. Revolutions’taysa, insanlarla makinelerin karşı karşıya geldiği büyük destansı sahnelerle, makinelerin başkenti gibi gerçek dünyaya çıktığımızda karşımıza çıkacak uçsuz bucaksız alanların tasarımıyla uğraştık daha çok. Her iki filmin de Alien ve Blade Runner gibi filmlerden bu yana bilimkurgu sinemasının gelişmesine en çok katkı yapan filmlerden olmasını umuyorum” diyor. Şimdiye kadar, özellikle ikinci filmden yola çıkarak “Revolutions”ın finalinde olacaklarla ilgili sayısız senaryo üretildi. Filmin vizyona girdiğini düşünürseniz bunlara detaylı olarak değinmenin pek de anlamı yok. Ancak, “Revolutions” için, ikinci filmde aklımızda beliren sorulara açık şekilde yanıt getiren bir final düşünen senaryolar kadar, her şeyin daha da karışacağını, gerçeklik alanıyla matrix alanı arasındaki sınırların iyice buharlaşacağını iddia eden senaryolar da mevcut. Büyük finalle ilgili siz ne düşüneceksiniz bilmiyoruz; ancak deneyimli yapımcı Joel Silver, serinin düşünsel açıdan en zengin bölümü olduğunu iddia ettiği filmin sonu için oldukça heyecanlandırıcı ve umut vaat edici şeyler söylüyor: “Neo’nun yolculuğunu duygusal, eğlenceli ve zekice bir finalle çözüme kavuşturan film, bütün bu olup bitenlerin ne anlama geldiği hakkında gerçek bir fikir veriyor.”
Kaynak ve Devamı : bedavaca
Etiketler:
Matriks
3
–
Enter
The
Matrix
Revolutions
|